Başmüvekkil İsmet Paşa Hazretlerine (Orijinal Metin)
K.ATATÜRK
Türkiye de arkeoloji yapacak yetişmiş insan olmadığı için devlet bursuyla yurt dışına öğrenciler gönderilmesini ister. Bu gönderilenler Atatürk ün yüzünü ak çıkarırlar. Ekrem Akurgal, Sedat Alp, Arif Müfit Mansel, Halet Çambel, bu dönemin bursiyerleridir.
Atatürk, bu topraklarda yaşamış eski uygarlıkların, belgeler bulunarak incelenmesini ister. Bunun gerçekleşmesi için, 15 Nisan 1931 yılında Türk Tarih Kurumu'nun kurulmasını sağlar. Kendinden sonra bu çalışmaların sekteye uğramaması için mirasının büyük bir bölümünü, araştırmalarda ve kazılarda kullanılmak üzere bu kuruma bırakır.
1935 yılı yaz aylarında,Milli Eğitim Bakanlığı'nın talimatıyla Avrupada arkeoloji okuyan ve tarih okuyan öğrencilerin iki ay süreyle Türkiye de kazılara katılma talimatı geldi. Berlin'den Halil Demircioğlu ve Sedat Alp ile Paris'ten Halet Çambel Orta Anadolu'da Türklerin idare Hitit kazılarına, Ekrem Akurgal ise Batı Anadolu antik çağ kazılarına katılma emrini aldılar. İki ay süreyle bütün Batı Anodolu'yu ve müzelerini bir arkeoloji öğrencisi olarak böylece ilk defa gezme fırsatını buldum. HER GİTTİĞİM YERDE, NEREDE KALACAĞIM PROGRAMLANMIŞTI. BAZI SEYAHATLERİMDE ÖZEL TAKSİ TUTMAM BİLE SAĞLANMIŞTI. Çok yararlı bir gezi oldu ve bana ileride yapacağım çalışmalar için, ilk düşüncelere girişmemi sağladı. Ord. Prof. Ekrem Akurgal ( Bir Arkeologun Anıları, TÜBA-1999 ) Türkiye de eski çağ tarihi ve arkeoloji bilimleri, ortaya çıkışlarını ve gelişmelerini Atatürk e borçludur.Ord. Prof. Ekrem Akurgal
1930 yazında Yalova'da Afet İnan'a söylediklerinden alıntıdır.
... "Çamurdan tuğla, çanak çömlek ilk insanın yaptığı eserler dendir. Hayvanları ehlileştirmek onlardan muhtelif suretlerle istifade etmek, hayvanları sürüler halinde bulundurmak, insanların ilk yaptığı işlerdendir. Ziraat de böyledir. Bundan başka insanlar bulundukları mıntıkaya göre kerpiçten, tuğladan veya taştan binalar yaptılar. Kanallar açarak bataklıkları kurutmak, muhtelif tarzda sulama usulleri de insanların ilk buldukları şeylerdendir. Güneşi ve yıldızları müşahede sayesinde takvimin esasını koyan, tabiatın en büyük kuvvet olduğunu keşfeden binlerce sene evvel yaşamış eski insanlardır. Gemi inşa eden ve denizlerde dolaşmak kabiliyetini de gösteren, ticaret etmesini öğrenen bu insanlardır. Bütün bu saydıklarımız dünyada ve bütün beşeriyette ilk medeni eserlerdir..."
Atatürk'ün emriyle ve kurduğu Türk Tarih Kurumunun desteğiyle, Ankara civarındaki Uygarlık Merkezlerinde kazı ve araştırmalar yapılır
Cumhurbaşkanı Gazi Mustafa Kemal, Millî Eğitim Bakanı Dr. Reşit Galip ile Ankara Ahlatlıbel'de arkeoloji çalışmalarını izlerken (5 Mayıs 1933)
Bu kazılarda Atatürk Cumhuriyetinin ilk Arkeologları, Tarihçileri, Sanat Tarihçileri, Filologları, Antropologları çalışır.Bu kazılarda, Alacahöyük'te, Hamit Zübeyr Koşay ve Remzi Oğuz Arık tarafından 22 Agustos 1935 te, Ankaranın simgesi olacak meşhur "GÜNEŞ KURSU" bulunur.
Atatürk, 1935 yılında Yalova deniz köşküne çağırdığı Afet İnan ve TTK Başkanı Hasan Cemil Çambel'e (Prof. Halet Çambel'in babası) 10 maddelik bir direktif dikte ettirir.
Her türlü kültürel ve arkeolojik belgelerin toplanma, koruma, restorasyonu için yeterli tedbirlerin alınması, gerekli kurumlarla işbirliği, yerel çevrelerin duyarlı olmaları, yalnızca kazıların yeterli olamayacağı, buluntuların restorasyon görerek korunmaları...10 Maddelik direktifi
3- Hükümet otoritelerinin ve belediyelerin yakın ilgi, takip ve mesuliyetleri altında Cumhuriyet Halk Partisi'nin Halk Evleri'ne ve parti organlarına açtıracağı sürekli ve usanmaz bir propaganda faaliyeti ile ve Basın Yayın Umum Müdürlüğü nezareti ve takibi altında günlük gazete ve mecmualarda yaptırılacak sürekli, tesirli, popüler neşriyatla, bu milli tarih mallarının asıl sahibi ılan Türk halkına muhafaza ettirmek,
4- Gerek içeride ve gerek dışarıdaki müzeler ve kütüphanelerde mevcut eski esrlerin ve tabloların kopyalarından koleksiyonlar vücuda getirmek.
5- Ankara, İstanbul, Bursa İzmir, Edirne de muayyen devirlere ve kültürlere ait eserleri toplayarak bu şehirleri büyük üslupta birer eski esrler ve abideler merkezi haline koymak,
6- Ecnebi tarih ekspedisyonların büyük sermayelerle başardıkları kazıları, ileride mali kudretimizin vüs atlı zamanında yapmak üzere, şimdilik, küçük mikyaslarda kazılar tertibi ile arkeolojik ve antropolojik araştırmalar ve keşifler yapmak,
7- Memleket içinde ve dışındaki mühim kazı ve keşif yerlerine seyahatler tertip ederek, bulunan tarihi eserler ve abideler üzerinde ilmi tetkikler yapmak, ( Bu kabsamda Afet İnan, 1933 yılı sonbaharında Yunanistan, Mısır. Filistin ve Suriye de arkeolojik incelemeler yapmış ve dönüşünde bu ülkelerdeki çalışmaları Atatürk e anlatmıştır)
8- Hükümete düşen işleri, bu projeleri uygulamakla görevli komisyonların Hükümet nezdinde takip etmeleri,
9- Yabancı bilim müesseleriyle ve otoriteleriyle, mütehassıslarla işbirliği kurmak,
10- Kültür Bakanlığının verimli yardımını, işbirliğini sağlamak.
Bu gibi fikirleri hala güncelliğini korumaktadır.
Tarih:1993-12-26 Aşagidaki mektup Amerikan Arkeoloji Enstitusu Baskani JamesRussel'in gectigimiz aylarda Ankara'da 15incisi duzenlenen"Uluslarasi Kazi, Arastirma ve Arkeometri Sempozyomu" ile ilgiliizlenimlerini anlatmakta. Bu mektup Amerikan Arkeoloji Enstitusunun yayin organi olan "Archeology" dergisinin Eylul-Ekim sayisindayayinlandi.Turkiye, bildiginiz gibi, arkeolojik açıdan dunyanin en zenginülkelerinden biri. Genelde Turkiye'de pek kamuoyuna ve basinayansımamasina ragmen, geçtigimiz yillarda ülkemizdegerceklestirilen bir çok kazı insanlık tarihinin bilinmeyen çesitliyönlerine açiklık getirdi. Hatta, bu kazılardan bir kısmı,kelimenin tam anlamı ile, medeniyet tarihinin yeniden yazılmasinaneden oldu(mesela Çatalhöyük). Turk Arkeologlar genelde Turk bilim adamları arasında uluslararasi düzeyde en iyi tanınan gurubu oluşturmaktalar. Bu hernekadar Türkiye'nin bulundugu cografyanın dogal bir neticesi gibi görünmekle beraber, bence esas neden özellikle Cumhuriyetin ilk yıllarında bizzat Atatürk'un teşvikleri bu konuda bir çokprofesyonelin yetişmiş olmasıdır. 1920 ve 1930'larda yurtdısına(Almanya'ya) doktora için gönderilen ögrenciler, ve daha sonra ikinci dünya savası sırasinda Türkiye'ye sıgnınan Alman profesörler Türkiye'de güçlü bir arkeoloji temelinin oluşmasınısaglamışlardır
Prof. Kutlu EMRE'nin XVIII. "Uluslararası Çorum Hitit Festivali" ndeki konuşmasından alıntıdır.
"ALACAHÖYÜK kazılarının asıl önemi Cumhuriyet dönemi bilim politikalarına ışık tutmasıdır. Bilindiği gibi Büyük Atatürk Cumhuriyet'in kuruluşundan hemen sonra her alanda olduğu gibi bilimde arkeolojide de dünyanın uygar ülkeleri düzeyinde olmayı hedef göstermiştir. O, hangi dönemde yaratılmış olursa olsun, bir ülkenin yer üstünde veya toprak altında bulunan tüm kültür varlıklarına, birer tapu senedi gibi sahip çıkılmasının gerekli olduğunun bilincindeydi.ALACAHÖYÜK kazıları Atatürk'ün kişisel desteğiyle başladı. Atatürk Türk Tarih Kurumu'nu kurdurarak Alacahöyük kazılarının en iyi şartlarda yapılmasını sağladı.Bu kazılar daha onun sağlığında verdiği parlak sonuçlar ile Türkiye Cumhuriyetinin adının bilim aleminde yerini almasına neden olmuştur. O, bu sonuçlara o kadar önem vermiştir ki, Meclisin açılış konuşmasında bu kazılar üzerinde önemle durmuş, İstanbul'da toplanan Uluslar arası Tarih Kongresine katılarak, dünya bilim adamlarının değerlendirmelerinden ülkesi adına gurur duyduğunu açıklamıştır"
Etiketler: Arkeoloji
Direnişini 2001'den bu yana sürdürüyordu. Ama 3. Akademik Bilim Komisyonu'na yenildi. Dünya mirası listesine girebilecek kadar değerli Allianoi sular altına gömülüyor.Uzun süredir Yortanlı Baraj Göleti'nin altında kalıp kalmayacağı tartışılan Allianoi'de acı sona gelindi. Bu ünlü örenyerinde 1998 yılından bu yana kazı çalışmaları yapılıyor. Bergama'nın 1800 yıllık ikinci sağlık merkezi, Allianoi'de ortaya çıkartıldı. Yine dünyanın en büyük ve en sağlam kalabilmiş, içinde sıcak suyu bulunan Roma ılıcası da Allianoi'de. Arkeoloji, sanat tarihi, mimarlık, tıp, farmakoloji ve hidroloji tarihi bilimlerinin literatürüne girebilecek önemli sonuçlara yine burada ulaşıldı.Allianoi'nin korunması için Türkiye'de 35 bin imza toplandı ve T.C. Başbakanlığı'na 2005 ile 2006 yıllarında en çok Allianoi'nin korunması için yazılı başvuru yapıldı. Çok sayıda etkinlikle de Allianoi anlatıldı. Fakat bütün bunlar sonucu etkileyemedi. Allianoi 2001 yılında I. derecede arkeolojik sit alanı ilan edilmişti. Ama bu karar oraya baraj yapılmasını engelliyordu. Bu nedenle kararın kaldırılması için çeşitli yöntemler denendi ve Ekim 2007'de amaçlarına ulaştılar. Korumaya yönelik alternatif projeler ise 'pahalı oldukları' gerekçesiyle hep reddedilmişti. Oysa Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın 2005 yılında oluşturduğı 1. Akademik Bilim Komisyonu hem Allianoi'nin sualtında bırakılarak korunmasının mümkün olmadığını, hem de dünya kültür mirası listesine girebilecek değerde önemli bir örenyeri olduğunu vurgulamıştı. Bu karara rağmen bir yıl sonra ikinci bir akademik bilim komisyonu oluşturmasına ihtiyaç duyuldu. Ancak bu komisyon da sualtında kalma gibi bir kararı kendilerinin veremeyeceğini rapor etti.Allianoi suya direnmiş ama komisyonların arkası gelmemişti. Nihayet geçtiğimiz aylarda 3. Akademik Bilim Komisyonu kararını verdi ve koruma kurulunun onayı ile Allianoi'nin sular altında bırakılması karara bağlandı. Henüz bilimsel kazılar tamamlanmadan, üstüne üstlük uluslararası sözleşmeler hiçe sayılarak alanın bu kararla, dünyanın sayılı kültür miraslarından birine ev sahipliği yapan Türkiye, önümüzdeki günlerde onu kendi elleriyle geri dönüşü olmayacak biçimde sulara terk etmiş olacak.Atlas Ocak 2008, Sayı 178
Etiketler: haber
Sultanahmet'teki 65 odalı Four Seasons Oteli'nin, kapasitesini 50 oda daha artırabilmek için bitişiğindeki tarihi parselin üzerinde inşa ettiği ek binalar projesi, Osmanlı ve Bizans döneminden kalma tarihi kalıntıların üzerinde yükseliyor. Ek binaya izin kararının özellikle kendisinin olmadığı bir toplantıda alındığını belirten Anıtlar Kurulu üyesi Prof. Dr. Zeynep Ahunbay, "İnşaat izni verilmesi suç teşkil ediyor" derken, tarihçi Prof. Dr. İlber Ortaylı da "Sultanahmet katlediliyor" dedi
2006'da onaylandıİstanbul 1 No'lu Koruma Kurulu, ek binanın arkeolojik alan üzerinde yapılmasını öngören projeyi 23 Ocak 2006'da onayladı. Projeye göre, Bizans dönemi kalıntıların bulunduğu 17 bin metrekare alana çelik konstrüksiyonların üzerinde 50 oda inşa edilecek. Otel yönetimi, 2.5 metre çelik ayakların üzerine yükselecek olan iki ek binanın tarihi kalıntılara zarar vermeyeceğini savunuyor. Arkeoloji Müzesi Müdürlüğü yönetiminde sürdürülen çalışmalarda çıkarılan tarihi eserlerin de, aynı alan içinde kurulacak "Arkeolojik Park"ta korunması planlanıyor.
4. yüzyıldan kalıntılar varHalen tarihi Sultanahmet Cezaevi'nin binasında hizmet veren Four Seaosons'ın, yeni binası için seçtiği alanın tarihi, 4. yüzyıla dayanıyor. I. Konstantinius döneminde inşa edilen Büyük Saray en önemli kalıntılar arasında. Alanda inşaat için yapılan çalışmalar sırasında, 7. ve 10. yüzyıla ait freksler, mozaik döşeme kaplamaları, hamam kalıntıları ve sarnıçlar bulundu.Otelin üçer katlı, 50 oda ve spa merkezinin yer alacağı ikiz bina projesi, 15 milyon dolara mal olacak. İnşaat, "Tarihi alanın üzerine temel atılmaması için" yaklaşık 2.5 metre yüksekliğinde çelik ayaklar üzerine yükseliyor. Kalan bölüm ise, tarihi eserlerin sergileneceği bölgeyi oluşturacak. Bu alan, "Arkeolojik park" adını alacak.
Ahunbay:İzin ben yokken çıkarıldıProf. Dr. Cengiz Eruzun'un başkanlığında toplanan Kurul'un otelin projesine onay verdiği toplantısına Prof. Dr. Zeynep Ahunbay katılmazken, bir üye de muhalefet şerhi koymuştu. İTÜ Mimarlık Fakültesi Restorasyon Ana Bilim Dalı Başkanı Zeynep Ahunbay, toplantıya katılmamasıyla ilgili olarak, şöyle dedi:"Kurul toplantısı için benim olmadığım bir zaman ayarlandı. Ben yurtdışına çıkıyordum ve bana 'Önemli bir konu görüşülmeyecek' denilerek garanti verildi. Ancak bu konu görüşülmüş ve nasıl olduysa onay alınmış." Projeye kesinlikle karşı olduğunu dile getire
n Ahunbay, "Orası saray arazisi. İnşaat olarak izin verilmesi aslında suç teşkil ediyor. Kurul nasılsa ikna edilmiş. Tarihi alan otele ait olamaz" diye konuştu.Projeyi onaylayan kurul üyeleriKurul, Prof. Dr. Cengiz Eruzun başkanlığında toplandı. Prof. Dr. Zeynep Ahunbay toplantıya katılamadı. İhsan Sarı da otel projesine muhalefet şerhi koydu. Cengiz Eruzun, Cem Eriş, Sinan Kılıçoğlu, Murat Tuncay ve Mustafa Karasu da projeye onay verdi.Ortaylı: Sultanahmet katlediliyorTopkapı Sarayı Başkanı Prof. Dr. İlber Ortaylı, "Ben inşaatın bu şekilde yürümesine kesinlikle taraftar değilim. İnşaat alanı Bizans Sarayı bölgesi, çok kritik bir nokta. Sultanahmet katlediliyor. Koskoca Bizans kalıntıları ortada ama kimsenin umurunda değil. Ayrıca niye genişlediği, genişlemesine nasıl izin verildiği niye tartışılmıyor?" dedi.'Ek binaların yapılacağı yerde önemli bir kalıntı yok' diyenler olduğunu kaydeden Ortaylı, şöyle devam etti: "Nereden biliyorlar? Çünkü sistematik bir kazı yapılmadı bugüne kadar. Burada böyle bir yapılaşmaya izin verilemez. Çok tuhaf bir karar."Kamusal yarar yokŞehir Planlamacıları Odası Başkanı Pelin Pınar Özden ise inşaat kararının doğru bir yaklaşım olmadığını söyleyerek, "Tarihin sermayeye peşkeş çekildiğini görüyoruz. Otelin genişlemesinde kamusal yarar yok. Sıcak bakmamız mümkün değil. Her ne kadar Kurul onayı olsa da, şerh kararları da var. Zaten 'Arkeolojik park' dediğiniz böyle olmaz. Herkese açık olmalı ama burası göz göre göre otel müşterilerine hizmet verecek" dedi.Four Seasons: Bina yere oturmuyorFour Seasons Oteli'nin işletmecisi Mesut Toprak ise şu ana kadar 10 milyon doların arkeolojik park için harcandığını ve devletten tek kuruş alınmadığını söyledi. Toprak, "Bir bilim kurulu oluşturduk. Akademisyenlerin bilimsel çalışmasının sonucunda, İstanbul için çok güzel bir arkeolojik alan çıkacak. Zaten yapılan bina yere oturmuyor, temeli yok. Tüm projemiz yıllar önceden onaylandı."
Bu fotoğraflar idamımız olacakSultanahmet'in göbeğinde, surların ardında süren inşaatı, ilk kez görüntülemek için şantiyeye girdik. Ayasofya Müzesi'nin yanı başında sürdürülen ancak yüksek duvarlarından dolayı dışarıdan görülmeyen inşaat çalışmaları, büyük hızla ilerliyordu. İlk gözümüze çarpan, işçilerin inşaat içinde son derece rahat çalışmaları oldu. Bir yanda, sütunlar, kuyular, hamam kalıntıları, diğer yanda inşaat harcı, topraklar ve vinçler... Tam bir şantiye görüntüsü veren tarihi alan üzerinde, bir işçinin delme makinesi ile Bizans döneminden kalma bir su kuyusunun yanındaki taşları parçaladığını gördük. "Bu taşın tarihi olup olmadığı biliniyor mu?" diye sormamız üzerihttp://www.arkeoloji.web.tr/news.phpne bize refakat eden yetkililer, görevlileri azarlayarak, "Bu fotoğraf idamımız olacak" dedi.
Etiketler: Şehirleşmeye Yeni Düşenler
Avrupa Antlaşmaları Avrupa Arkeolojik Mirasının Korunması Sözleşmesi
0 yorum Gönderen DERYA zaman: 03:01:
Avrupa Konseyi'nin amacının, kendilerinin ortak mirası olan ideal ve prensipleri korumak ve gerçekleştirmek maksadıyla üyeleri arasında daha sıkı bir birlik sağlamayı başarmak olduğu hususunu göz önünde tutarak;
19 Aralık 1954 tarihinde Paris'te imzalanan Avrupa Kültür Sözleşmesini ve özellikle 1. Ve 5. Maddelerini dikkate alarak;
3 Ekim 1985’te Grenada’da imzalanan Avrupa Mimari mirasının Korunması Sözleşmesini dikkate alarak;
23 Haziran 1985’te Delphi’de imzalanan Kültür Mallarına karşı işlenen Suçlar Sözleşmesini göz önünde tutarak;
Parlementerler Meclisinin arkeoloji ile ilgili, özellikle 848 (1978), 921 (1981) ve 1072 (1988) sayılı Tavsiye kararlarını dikkate alarak;
Şehir ve kırsal bölge plânlamaları çerçevesinde arkeolojik mirasın vurgulanması ve korunmasına dair R(89)5 sayılı Tavsiyeyi göz önünde tutarak;
Arkeolojik mirasın insanlık tarihi bilgisi için gerekli olduğunu hatırda tutarak;
Eski tarihin delillerini sağlayan Avrupa arkeolojik mirasının, büyük planlama girişimleri, doğal tehlikeler, gizli veya bilimsel olmayan kazılar ve yetersiz kamu bilinci yüzünden ciddi bir tehdit altında olduğunu kabul ederek;
Halen mevcut olamayan yerlerde, uygun idari ve bilimsel denetim yöntemlerinin kurulmasının ve arkeolojik mirasın korunması gereksiniminin şehir ve kırsal bölge planlamasında ve kültürel gelişme politikalarında yankı bulmasının önemini belirterek;
Arkeolojik mirasın korunmasının, yalnız doğrudan ilgili Devletin değil tüm Avrupa ülkelerinin sorumluluğun olduğunu; amacın, bozulma riskinin azaltılması ve korumanın, uzman değişimi ve deneyimlerin kıyaslanması ile teşvik edilmesi olduğunu vurgulayarak;
Avrupa ülkelerinde planlama politikalarının gelişmesi sonucunda 6 Mayıs 1969’da Londra’da imzalanan Arkeolojik Mirasın Korunmasına ilişkin Avrupa Sözleşmesinde ortaya konan ilkelerin tamamlanması gereksinimini kaydederek,
Aşağıdaki hususlarda anlaşmışlardır:
Arkeolojik mirasın tanımlanması
Madde 1
1. Bu Sözleşmenin (değiştirilmiş şekli) amacı Avrupa’nın kolektif hafızasının kaynağı ve tarihi ve bilimsel incelemeler için bir araç olarak arkeolojik mirası korumaktır.
2. Bu amaçla,:
i korunmaları ve incelenmeleri insanlık ve onun doğal çevre ile ilişkilerini izlemeye yardım eden; ii kazılmaları veya bulunmaları ve diğer araştırma metotları ile insanlık ve onunla ilgili çevre hakkında başlıca kaynak oluşturan; ve iii Tarafların yetki alanı içerisindeki alanlarda bulunan, geçmiş çağlardaki insanlığın bütün kalıntıları ve objeleri ile diğer izleri arkeolojik mirasımızın öğeleri olarak kabul edileceklerdir.
3. Arkeolojik miras içinde yapılar, inşaatlar, bina grupları, delişmiş siteler, taşınabilir objeler, başka cins abideler ile bunların karada veya denizdeki çevrimleridir.
Mirasın tespiti ve koruma önlemleri
Madde 2
Her bir Taraf , arkeolojik mirasın korunması için, söz konusu Devlet kendine uygun yasal bir sistem oluşturarak aşağıdaki hususları sağlayacaktır:
i Arkeolojik mirasın bir envanterinin çıkarılması ve koruma altına alınacak abideler ve alanların tespiti; ii yerüstünde veya denizde görülebilir kalıntılar olmasa dahi maddi delillerin daha sonra nesiller tarafından incelenmesine imkan vermek üzere arkeolojik kapalı alanların yaratılması; iii arkeolojik miras varlıklarının tesadüfen bulunması hallerinde bunların resmi makamlarına zorunlu olarak bildirilmesi ve inceleme sunulması
Madde 3
Arkeolojik mirası korumak ve arkeolojik araştırma çalışmalarının bilimsel önemini teminat almak için Taraflar aşağıda hususları taahhüt ederler:
i kazı ve diğer arkeolojik faaliyetler için yetki verme ve denetim yöntemlerini aşağıdaki hususları sağlayacak şekilde uygulamak;
a kaçak kazı yapılmasını ve arkeolojik miras unsurlarının çıkarılmasını; b arkeolojik kazılar ve arazi araştırmalarının bilimsel bir tarzda ve - mümkün olan her yerde yıkıcı olmayan yöntemler kullanarak yapılmasının; - iyi bir şekilde korunması ve yönetimi olmadan arkeolojik mirasın çıkarılmaması ve açıkta bırakılmamasının sağlanması;
ii Kazıların ve tahripkar olması muhtemel tekniklerin sadece kalifiye ve özel olarak yetkili kılınmış kimseler tarafından kullanılmasının sağlanması; iii Devletin iç hukukunun öngördüğü hallerde, metal dedektörlerin ve diğer herhangi bir arama cihazının veya arkeolojik araştırma yöntemlerinin kullanılmasının ön izne bağlanması.
Madde 4
Her bir Taraf, arkeolojik mirasın fiziksel korunması için önlemler uygulamayı ve bu arada koşulların gerektiği hallerde:
i arkeolojik bölgeler oluşturulması öngörülen alanların satın alınması veya yetkililer tarafından başka şekillerde korunmasını; ii arkeolojik mirasında tercihen yerinde korunması ve bakımını; iii ilk yerlerinden taşınmış olan arkeolojik kalıntılar için uygun depolama yerlerinin temini öngören hükümler getirmeyi taahhüt eder.
Arkeolojik mirasın tümcel korunması
Madde 5
Her bir Taraf,
i a arkeoloji ile ilgili yerlerin korunması ve güçlendirilmesi için politikalar hazırlanmasına; b kalkınma projelerinin muhtelif safhalarına, arkeologların katılmasını sağlayarak arkeolojinin gereksinimleri ile kalkınma planlarının uyuşturulmasını ve bütünleştirilmesine çalışmayı;
ii a arkeoloji mirasına olumsuz etki yapmaları muhtemel kalkınma planlarının tadili, b arkeolojik alanın uygun bir bilimsel incelemeye konu olması için yeteri kadar zaman ve kaynak tahsisi için arkeologlarla, şehir ve bölgesel planlamacıların sistemli bir şekilde danışmada bulunmalarını sağlamayı;
iii çevrenin üzerindeki etkilerin değerlendirilmesi ve bunun sonucunda alınacak kararlarda, arkeoloji alanlarının ve durumlarının tam bir şekilde dikkate alınmasını sağlamayı;
ıv kalkınma çalışmaları sırasında arkeolojik mirasa ait elemanların bulunması halinde uygun olan hallerde bunların bulundukları yerlerde korunmaları için hüküm getirmeyi;
v arkeolojik alanların halka açılışında, özellikle çok sayıda ziyaretçinin kabulü için kurulan yapısal düzenlemelerin, bu tür alanların ve çevresinin arkeolojik ve bilimsel niteliklerini olumsuz etkilememesini sağlamayı, taahhüt eder.
Arkeolojik araştırmaların ve korumanın finansmanı
Madde 6
Her bir Taraf,
i arkeolojik araştırmalar için, ulusal, bölgesel ve yerel yönetimlerden, her birinin yetkilerine göre mali destek sağlamayı,
ii arkeolojik kurtarma çalışmaları için maddi kaynakları artırmak üzere,
a uygun tedbirler alınması suretiyle büyük kamu veya özel kalkınma projelerinde, hangisi uygunsa, kamu veya özel sektör kaynaklarından, gerekli arkeolojik çalışmaların tüm giderlerinin karşılanması için gerekli tahsisatın sağlanması; b hazırlık arkeoloji çalışmaları, arazi incelemeleri, bilimsel kayıtların özetlenmesi ve bulguların tam olarak yayınlanması ve kayda geçirilmesi için, bu gelişme projeleri bütçesinde çevre ve bölgesel planlama için gerekli etki etütlerinde olduğu gibi kaynak tahsisini sağlamayı taahhüt eder.
Bilimsel bilginin toplanması ve dağıtımı
Madde 7
Arkeolojik bulgular hakkında incelemeler yapılması ve bilginin dağıtımı amacıyla her bir Taraf,
i kendi yetki hudutları içerisinde bulunan arkeolojik alanlar için araştırmalar, envanterler ve haritaları güncelleştirmeyi veya yeniden yapmayı;
ii arkeolojik operasyonlardan sonra, özel etütlerin kapsamlı bir şekilde yayınından önce, yayınlanabilecek nitelikteki bilimsel kayıtların kaleme alınması için bütün uygulanabilir önlemleri almayı taahhüt eder.
Madde 8
Her bir Taraf:
i arkeolojik miras elemanlarının bilimsel mesleki amaçlarla ulusal ve uluslararası mübadelesini, kolaylaştırmayı ancak ayni zamanda bu dolaşımın elemanların kültürel veya bilimsel değerlerine zarar vermemesini sağlamayı;
ii arkeolojik araştırmalar ve yürütülmekte olan kazılar hakkındaki bilgileri paylaşmayı ve uluslararası araştırma programlarının düzenlemesini teşvik etmeye taahhüt eder.
Kamu bilincinin artırılması
Madde 9
Her bir Taraf:
i Geçmişi ve arkeolojik mirasa yönelik tehlikelerin dahi iyi anlaşılması için, kamu oyunda bu mirasın değeri hakkında bir bilincin uyandırılması ve geliştirilmesi amacıyla eğitimsel faaliyetler yürütmeyi; ii Halkın arkeolojik mirasın önemli elemanlarına özellikle, arkeolojik alanlara girebilmelerini ve arkeolojik objelerden uygun seçmelerin halka sergilenmesini teşvik etmeyi taahhüt ederler.
Arkeolojik miras elemanlarının kaçak dolaşımının önlenmesi
Madde 10
Her bir Taraf, i ilgili kamu makamlarının ve bilim kurumlarının tespit edilen herhangi bir kaçak kazı ile ilgili bilgileri birleştirerek paylaşmaları için düzenlemeler yapmayı;
ii kaçak bir kazıdan veya resmi kazılardan yasal olmayan yollardan geldiklerinden şüphe edilen teklifler hakkında bu Sözleşmeye Taraf olan menşe Devletin ilgili makamlarına bilgi vermeyi ve gerekli detayları sağlamayı;
iii Devlet kontrolü altında bulunan müzelerin ve benzer kuruluşların, kontrol dışı kazılardan veya kaçak kazılardan veya resmi kazılardan yasa dışı yollarla elde edilmiş bulunan arkeolojik miras elemanlarını almamalarını sağlamak için gerekli tedbirleri almayı;
iv Taraflardan birinin ülkesinde bulunan ancak tedarik politikaları Devlet kontrolünde olmayan müzeler ve benzeri kuruluşlarla ilgili olarak:
a bu (değiştirilmiş) Sözleşmenin metnini kendilerine ulaştırmayı; b yukarıdaki 3. Fıkrada belirtilen prensiplere bu müze ve kuruluşların riayetlerinin sağlanması için hiç bir çabayı esirgememeyi;
v kontrol altında olmayan kazılardan, kaçak kazılardan veya yasa dışı yollardan resmi kazılardan elde edilen arkeolojik miras elemanlarının el değiştirmesini, eğitim, bilgi sağlama, dikkat ve işbirliği göstererek mümkün olduğu kadar kısıtlamayı taahhüt ederler.
Madde 11
Bu Sözleşmedeki hiç bir husus, arkeolojik miras elemanlarının kaçak dolaşımı ve yasal sahibine iadesi ile ilgili Taraflar arasındaki ikili veya çok taraflı antlaşmalara etki yapmayacaktır.
Karşılıklı teknik ve bilimsel yardım
Madde 12
Taraflar, i Arkeolojik miras ile ilgili konularda deneyimleri bir araya getirmek ve uzman değişimleri yoluyla karşılıklı teknik ve bilimsel yardımlaşmayı sağlamayı;
ii ulusal yasalar veya onları bağlayan uluslararası anlaşmalar gereğince, arkeolojik mirasın korunmasında, ileri eğitimden sorumlu olanlar dahil, uzman değişimini teşvik etmeyi taahhüt ederler.
(Değiştirilmiş) Sözleşmenin Uygulanmasının Kontrolü
Madde 13
Bu (değiştirilmiş) Sözleşmenin amaçlarına yönelik olarak Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi tarafından kurulacak bir uzmanlar komitesi (değiştirilmiş) Sözleşmenin uygulanmasını izleyecek ve özellikle:
i Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesine, (değiştirilmiş) Sözleşmeye Taraf Devletlerin, arkeolojik mirası koruma politikalarındaki durum ve (değiştirilmiş) Sözleşmenin içerdiği ilkeler konusunda dönemsel raporlar verecek;
ii Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesine, çok taraflı faaliyetler ve bu Sözleşmenin gözden geçirilmesi veya değiştirilmesi ve halkın, Sözleşmenin hedefleri hakkında bilgi edinmesi. gibi konular dahil olmak üzere, Sözleşmenin hükümlerinin uygulanmasına yönelik her türlü tedbiri önermek;
iii Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesine, Avrupa Konseyine üye olmayan Devletleri (değiştirilmiş) Sözleşmeye girmeye davet hususunda önerilerde bulunmak.
Son Hükümler
Madde 14
1. Bu (değiştirilmiş) Sözleşme Avrupa Konseyi üye Devletleri ile Avrupa Kültür Sözleşmesine taraf diğer Devletlerin imzasına açık olacaktır. Sözleşme, onay, kabul veya tasvibe tali olacak, onay kabul veya tasvip belgeleri Avrupa Konseyi Genel Sekreterine tevdi edilecektir.
2. 6 Mayıs 1969’da Londra’da imzalanmış bulunan Avrupa Arkeolojik Mirasının Korunması Sözleşmesine taraf olan bir Devlet, ya daha önceden ya da kendi onay, kabul veya tasvip belgesini tevdi edişi ile eş zamanlı olarak adı geçen Sözleşmeyi feshetmemiş ise belgelerini tevdi edemez.
3. Bu (değişmiş) Sözleşme en az üçü Avrupa Konseyi üyesi olmak üzere dört ülkenin bu (değiştirilmiş) Sözleşme ile bağlı olmaya rıza gösterdiklerini ifade ettikleri tarihten itibaren altı ay sonra yürürlüğe girecektir.
4. Yukarıda iki fıkranın uygulanmasında, bu (değiştirilmiş) Sözleşmenin yürürlüğe girmesi ile eş zamanlı olarak feshedilmemiş ise, Akit bir Devlet, onay, kabul veya tasvip belgelerini tevdi ederken, (değiştirilmiş) Sözleşme yürürlüğe girinceye kadar 6 Mayıs 1969 tarihli Sözleşmeyi uygulamaya devam edeceğini beyan edebilir.
5. Daha sonra bağlı olmaya rıza gösteren İmzacı bir Devlet için (değiştirilmiş) Sözleşme onay, kabul veya tasvip belgesinin tevdi tarihinden altı ay sonra yürürlüğe girecektir.
Madde 15
1. Bu (değiştirilmiş) Sözleşmenin yürürlüğe girmesinden sonra Bakanlar Komitesi, başka bir üye Devleti veya Avrupa Ekonomik Topluluğunu, Avrupa Konseyi Statüsünün 20.d Maddesinde ön görüldüğü üzere oy çokluğu ve Komite yer alan Akit Devletlerin oy birliği ile bu (değiştirilmiş) Sözleşmeye katılmaya davet edebilir.
2. Katılan herhangi bir Devlet veya katılmış ise Avrupa Ekonomik Topluluğu için bu (değiştirilmiş) Sözleşme katılım belgesinin Avrupa Konseyi Genel Sekreterine tevdiinden altı ay sonra yürürlüğe girecektir.
Madde 16
1. Herhangi bir Devlet, imza, veya onay, kabul veya tasvip belgesinin tevdii sırasında bu (değiştirilmiş) Sözleşmenin hangi ülkesinde veya ülkelerine uygulanacağını belirleyebilir.
2. Herhangi bir Devlet, daha sonraki bir tarihte, Avrupa Konseyi Genel Sekreterine hitap eden bir beyanla, bu (değiştirilmiş) Sözleşmenin uygulanma alanını bildirimde belirlenen diğer ülkelere genişletebilir. Söz konusu genişletilen ülke veya ülkelerle ilgili beyanın Genel Sekreter tarafından alınmasından altı ay sonra yürürlüğe girer.
3. Bundan önceki iki fıkra uyarınca yapılan her türlü beyan, bu beyanda belirtilen bütün ülkelerle ilgili olarak Genel Sekretere hitaben yapılacak bir ihbar ile geri çekilebilir. Geri çekme, ihbarın Genel Sekretere yapılış tarihinden sonra altı aylık sürenin bitimini. izleyen ayın ilk gününden itibaren geçerli olur.
Madde 17
1. Taraflardan biri, herhangi bir zamanda Avrupa Konseyi Genel Sekreterine bir ihbar göndererek bu (değiştirilmiş) Sözleşmeyi feshedebilir.
2. Sözleşmenin feshi, ihbarın Genel Sekreter tarafından alınma tarihinden itibaren altı ay sonra geçerli olur.
Madde 18
Avrupa Konseyi Genel Sekreteri, Avrupa Konseyine üye Devletlerine, Avrupa Kültür Sözleşmesine taraf diğer Devletleri ve bu Sözleşmeye katılan veya katılmaya davet edilen her Devlete veya Avrupa Ekonomik Topluluğuna;
i Tüm imza, ii Tüm onay, kabul, tasvip ve katılma belgelerinin teslimi, iii bu (değiştirilmiş) Sözleşmenin 14, 15 ve 16. Maddeleri uyarınca, bütün yürürlüğe giriş tarihlerini, iv bu (değiştirilmiş) Sözleşme ile ilgili olan diğer bütün işlem, duyuru ve haberleşmeyi bildirecektir.
Usulüne göre yetkili kılınmış olan, aşağıda imzaları bulunan temsilciler bu Sözleşmeyi imzalamışlardır. Avrupa Konseyi arşivinde saklanacak her iki metin de aynı derecede geçerli olmak üzere, İngilizce ve Fransızca dillerinde 16 Ocak 1992 tarihinde Valetta' da imzalanmış olup onaylanmış kopyalar, Avrupa Konseyi Genel Sekreteri tarafından her bir üye devlete, bu Sözleşmenin hazırlanmasına iştirak eden üye olmayan devletlere ve bu Sözleşmeyi onaylamak davet edilmiş olan herhangi bir devlete gönderilecektir.
Avrupa Antlaşmaları Serisi / 143











